PopÜlİzmİn Yenİ Oyuncağı ‘‘Marka Şehİr’’ Kavramı

Her birimizin kulağı aşinadır, falancayı ‘‘marka şehir’’ yapacağız, filanca ‘‘marka şehir’’ oluyor, naralarına… Öncelikle her seçim döneminde, merkezi ve yerel yönetim adaylarının sıkça

dillendirdikleri bu kavramın, siyasiler kadar bazı, ‘‘pazarlama’’ disiplinine uzak, ‘‘pazarlama ve markalama stratejileri’’ konusunda bilgisiz ve eğitimsiz, isimlerinin önünde farklı disiplinlerden kazanmış oldukları akademik unvanların itibarlarını kullanan akademisyenler, kent markalama sürecinin onlarca bileşeninden birini oluşturan, tanıtım adımında uzman reklam ajansları, ürün konumlandırma ve P.R. çalışmaları üzerine başarılı geçmişe sahip profesyoneller tarafından da fütursuzca kullanılmakta olduğunu hayretle şahit oluyoruz… Birçoğunun ise oluşan pazarın cazibesi ile kendilerini marka şehir uzmanı ve danışmanı ilan etmelerini hezeyanlarla izliyoruz. Yazılı basında da dillere pelesenk olan marka şehir kavramı üzerine hazırlanan makaleler sıkça karşımıza çıkıyor.

Bu popülizm rüzgârı ve yetkin olmayan uygulayıcıların etkisi ile başlayıp, medyada genişçe yer almaya çalışılarak, ‘‘başarıyoruz’’ algısı yaratılmak istenen, sonuçsuz projeler her geçen gün daha da artıyor. En kötüsü de, bu projeler yeni bir kent logosu, yerel halk ve idarecilerin duygularını okşayan slogan ile sonuçlandıkça sürecin bu olduğu fikri oluşuyor toplumda… Bazen ise YÖK’ün tez arşivine girdiğinizde onlarca öğrencinin ulaşım ve ekonomik kısıtlarına rağmen hazırladığı yüksek lisans ve doktora tezlerinden de ulaşabileceğiniz SWOT analizleri oluşturmak, stratejik planları hazırlamak bir kenti markalamakmış gibi topluma sunuluyor.

Sonuçta markalaşma adı altında yapılan çalışmalar, kentlerimiz için tanıtım faaliyetleri ve stratejilerinden oluşan bir etkinlik paketi olmaktan bir adım öteye gidemiyor… Orta vadede 5 yıl, uzun vadede 10 yıllık planlama, ciddiyet ve sürdürülebilirlik gerektiren bu süreç, sadece reklam ve tanıtım bölümü ele alınarak aylara indirgeniyor…

Aslında kent pazarlama ve markalama sürecinin kentliler ve idarecileri tarafından yeteri kadar bilinmemesi, konunun üzerine çalışan ve yetişmiş gerçek kent pazarlama ve markalama uzmanlarının sınırlı sayıda olması, markalama projelerinin uygulayıcılar açısından ekonomik getirisinin yüksek olması ve markalaşma vaadinin seçmen nezdinde karşılık bulması bu naraların ve malum sonucun başlıca sebebi.

Maalesef ki bu süreçte çeşitli vaatlerle ‘‘marka şehir oluyor’’ haberleri ile karşımıza çıkan kentler, dolayısıyla bizler, en büyük zararı görüyoruz. Enerjileri hunharca katledilen kentlerimiz çoğu zaman yanlış teşhislerle, yanlış tedaviye mahkûm ediliyor, kalkınma hamleleri engelleniyor. En önemlisi hizmet karşılığı her birimizin ödemiş olduğu vergiler, boşa açılmış bir musluk gibi boşluğa akıp gidiyor…

Tamda bu nedenle, bende dilim döndüğünce ‘‘Marka Şehir’’, ‘‘Marka Kent’’ kavramları ile ifade edilen şehir, kent, destinasyon markalaması olarak literatürde yer etmiş, kent pazarlamasını her hafta, bu köşede tüm ayrıntıları ile sizlere yazılarımla aktarmaya çalışacağım, ülkemizin eşsiz değerlerine, turizm ürünlerine sizlerin en ekonomik ve en kısa yoldan ulaşmanız için seyahat notlarımı, bu seyahatlerin fotoğraflarını, festivaller gibi etkinlikleri, turizm sektörü ve ülkemizin turizm politikaları, uygulamaları ve sektörel gündem hakkında görüşlerimi paylaşacağım.

Tarihi, doğal ve kültürel değerlerimizin hak ettiği değeri bulması umuduyla hoşça kalın…

H. Alper AKIN

Celsus Ajans Başkanı